Bir Gün Anlarsın Gülüm

Zerrin kokan, sümbül kokan ellerin
Ahulara kına yakan ellerin
Kumlara gömüyor kardelenleri
Saçlarıma beyaz takan ellerin

Bir gün anlarsın gülüm kanayan gözlerimi
Hüznümle büyüyen karanfilleri
Sensizliğe dokunan yüreğimden
Uçan güvercinleri
Birgün anlarsın gülüm

Eylülde geliyorsun
Haziranda ayrılık oluyor bakışların
Bazen umut ekiyorsun yollara
Bazen karanlığa çekiyorsun ömrümü
Bir kartalın, kanadı kırılan kelebeğe
Dalgın bakışı gibi
Bir yangının ağustos böceğini
Ansızın yakışı gibi
Yakarken yüreğimi
Gittikçe büyüyen çığlıklarıma
Nasıl böyle sessiz kalabilirsin

Bir gün kum saati devrilir gülüm
Üveyikler yuvasında vurulur
Penceremde sönen mum
Dalgın bir lale gibi yeşerir pencerende
Gözlerimin rengine boyanır kaldırımlar
Bir gün beni, sevdalı yiğidini
O mermer kalbine anlatmak için
Ayaklanır gül bekleyen kumrular

Çeşmelerden sızan duygularımın
Leylaklara tutunduğu yerde mi
Nerdesin, yollarda mı
Yoksa yâdellerde mi
Bulanık sular gibi
Kırılgan papatyalar
Ürkek kuğular gibi
Baharı taşıyan avuçlarıma
Nasıl böyle tenha olabilirsin

Kâkülünde oyalanan kuşları
Yarınlara ağlayan yokuşları
Birgün anlarsın gülüm
Yaralı bir arslan gibi
Bir volkanı andıran gözlerinden
Yalnızlığın çöllerine kan döken
Korkusuz yiğidini
Nasıl böyle sensiz koyabilirsin

Bu ok birgün yaydan çıkar, duy gülüm
Ayrılığın beni yıkar oy gülüm
Küllerimin savrulduğu topraklar
Ateş olup seni yakar, vay gülüm

Bir gün acılarla tükenir zaman
İpeklere bürünen kalbimizde
Bulursun çocukların isyankar izlerini

Bir gün haberini bekleyen yolcu
Pârelenir sokaklarda ansızın
Ararsın geceyi onaran gözlerini

Bir gün hatırası canlanır gülüm
Ellerinde bülbül olur yiğidin

Saçlarıma beyaz takan ellerin
Kâfur kokan ellerin, amber kokan ellerin
Kumlara gömüyor kardelenleri
Âhûlara kına yakan ellerin